InterRailde Gezilmesi Gereken Yerler

interrailde-gezilmesi-gereken-yerler
interrailde-gezilmesi-gereken-yerler

Avrupa’dan Buraları Görmeden Gelmeyin!

İTALYA

ROMA

Adını duymak bile insanın içine romantizm, gizem ve büyülü duygular yaymaya yetiyor. Evet Roma aşıkların ve romantizm kenti… Roma’da gezdikten sonra size kattığı şeylere hayret edeceksiniz. Colosseum binasının mimarisi ve eski yıllarda yapılan gladyatör savaşları sizi heyecanlandıracak, İspanyol merdivenlerinden yukarı tırmanırken kendinizi kraliyet zamanlarında ki kral ve kraliçeler gibi hissettirecek, kiliselerin yapılış hikayeleri ve efsanelere dönüşmüş anıları ilginizi çekecek ve aşk çeşmesine para atıp dilek dilerken yüzünüzde büyük bir gülümsemeyle bir daha ne zaman buraya gelebileceğiniz planlarını yapıyor bulacaksınız kendinizi.

MİLANO

Alışveriş için tercih edilen bir şehir olan Milano, genellikle mağazaları, lüks kafelerinde keyifle içilen bir bardak şarap eşliğinde size sunulan manzarası, futbol tutkusunun dolu dizgin yaşandığı statları… Milano’da yapılabilecek, keşfedilecek o kadar çok şey var ki! Siz bu fırsatı kaçırmamaya çalışın. Milano’yu fotoğraf karelerinde gördünüz mü? İşte o fotoğraf karelerindeki, yapımı 500 yılı alan 135 sivri kule ve minik heykellerle dolu olan bu yapı Milano Katedrali’dir.

Vıttorıo Emanuele Galerisi katedraller ve müzeleri gezmek ne kadar ilginizi çeker bilinmez ama, en azından önünden geçerken kafanızı kaldırıp bir bakın ve bu muhteşem yapıların mimarisi sizi büyülemeye yetsin.

VENEDİK

Gondollar, köprüler, kanallar, tarih ve karnavalları ile büyüleyici bir atmosfer. 117 su kanalı ve 400 köprülü su labirentine sahip olan Venedik’te gondollarla gezi yaparken altından geçtiğiniz köprülerin güzelliğine hayran kalabilirsiniz.

San Marco (St. Mark) Meydanı: Dünyanın en güzel meydanlarından biri olan meydan, etrafta uçuşan güvercinleriyle ünlüdür. Venedik’in merkezi olarak adlandırılır.

Dükler sarayı: Venedikliler için manevi değeri çok yüksek olan bu saray, güç ve ihtişam sarayı olarak düşünülür. Sarayın avlusu heykellerle canlılık kazanırken, içi ise sanatın izlerini taşımaktadır.

Campanile (Çan Kulesi): Kuleleriyle de göz dolduran Venedik’in en önemli kulesi ise Campanile’dır. (Çan Kulesi) 99 metre yüksekliğinde olan bu kule, gondol gezilerinizden biraz zaman ayırıp Venedik’e birde tepeden bakmanız için bulunmaz bir fırsattır.

FLORANSA

Permesan peyniri, zeytinyağı, ünlü küçük butikleri Floransa denince aklınıza bunlar mı geliyor? İtalya tam anlamıyla katedral ülkesi her şehirde ayrı güzellikte bir katedral var.

Santa Marıa Del Fıore (Dom) Katedrali: Mermerlerinde ki zümrüt yeşilinin, bu yapıya ayrı bir büyü kattığını ve İtalya bayrağının renklerinden ilham alınarak yapılması gibi ince detaylara dikkat etmelisiniz. Bu katedrale ulaşmak için bir kaç merdiven tırmanmanız gerekiyor ancak, sonunda bir yanınızda katedral, bir yanınızda Floransa manzarasının keyfi ile bu yorucu tırmanışa değeceğiniz göreceksiniz.

Michelangelo, Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli, Galileo ve Medici gibi büyük sanatçıların yaşadığı bir şehirde kendinize ait neler bulunmaz ki? Arno Nehrinin üzerinde bulunan köprüler ise ayrı bir dünyadır. Köprülerin en dikkat çekici olanı ise “Ponte Vecchio” köprüsüdür.

Pizza Kulesi (Piza Bölgesi)

Yapımı 1350 yılında tamamlanan, İtalya resimlerinde genellikle görmeye alışık olduğumuz meşhur eğik kule, Pizza Kulesi… Yıkılma tehlikesi var mı? Yok mu? Bu bir yapım hatası mı? Zemin bozukluğu mu? Burayı gördüğünüzde aklınızdan o kadar çok soru geçecek ki! Belki de bu yapıyı bu kadar meşhur yapan bu sorulardır. Siz en iyisi Pizza Kulesi’ni görmeden bu sorularla kafanızı fazla yormayın! Bu yapıyı karşınızda gördüğünüzde, kafanızda ki soruların hepsini bir kenara bırakıp, sadece seyretmekle kalacaksınız.

İtalya, yemek kültürünün çok geliştiği ülkelerden bir tanesi. Muazzam sofraları, Napoli’de yenen pizza, İtalyan peyniri, şarapları makarnaları pastaları… bütün mükemmel tatların hepsi bir arada İtalya’da. Bu ülkede her şehir ayrı bir yemeği ile ünlü demek yanlış olmaz herhalde! Pizzayı İtalya’da her şehirde bulabilirsiniz, ancak Napoli’de pizza keyfi başkadır. Burada pizzanın her çeşidini bulmanız mümkün, nede olsa pizza cennetindesiniz. Eskiden sadece margarita, yani domates ve peynirle yapılan pizzaya zamanla her çeşitten garnitür konularak çok farklı tatlar ortaya çıkartmıştır. İtalyanlar, pizza ve makarnalarına lezzet katan özel soslarını bir sır gibi saklamaya özen gösterirler. “Salsa di pomodoro” yani sade soslu makarna, İtalya’nın en meşhur makarnasıdır. Napoli ve Roma’da en lezzetli makarnaların tadına bakabilirsiniz. İtalyan şarapları ise tadına bakmadan dönmemenizi öneririz. Özellikle, Barbera, Sicilya, Bardolino, Barolo ve Merlot şarapları; sunumlarına verilen özen, bardak seçimleri mükemmel tatları ve bunun yanında İtalya’da olmanın verdiği keyifle adeta size başka başka hayatlar yaşatacak. İtalya hakkında bir kaç ufak ayrıntı ise, reçel ve biftek hakkında olacaktır. Arno Nehri’nin kıyısında Floransa usulü bifteğin ve İtalya reçellerinin tadına bakmadan dönmeyin.

NE ALSAK?

İtalya en ünlü tasarımcıların, en ünlü butiklerin ülkesidir. Milano, Venedik, Floransa; İtalya’da modanın kalbinin attığı şehirlerdir. Valentino, Ferre, Ellesse gibi dünyaca ünlü İtalyan markalarını kendi ülkesinde bulmak, İtalyan imzalı bir takım elbiseyi buradan almak size çok büyük bir keyif verecektir.

Küçük butikleri Floransa’da, dünyaca ünlü moda evlerini Venedik’te ve hem küçük butik hem büyük mağazalar ve ünlü markaları bir arada bulabileceğiniz yer ise; Milano, “Corso Vittorio Emanuello” ve “Via Monte Napoleone” caddeleridir. Güzel bir kumaş alıp yetenekli bir terzinin ellerinden çıkmış bir elbise giymek isterseniz adresiniz, Floransa’da bulunan “Tornabuoni Caddesi” olmalıdır.

İtalya’da eğlence demek Venedik’te düzenlenen karnaval demektir. Rengarenk kostümler, herkesin yüzünde maskeler, şubat ayında düzenlenen bu eğlenceyi görebilmek için dünyanın dört bir yanından turistler akın akın buraya gelmektedir.

İtalya gibi kosmopolit bir ülkede sadece Viyana karnavalıyla eğlence kavramını sınırlamak oldukça yanlış olur! İtalya’nın her şehrinde bulunan gece kulüpleri, bar ve diskolarda oldukça eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Ancak İtalya’da gece dışarı çıkarken kıyafetlerinize biraz dikkat etseniz çok çok iyi olur! Gündüz gezip dolaşmak için rahat bir şeyler giyin, fakat gece dışarı çıkarken daha şık kıyafetlere ihtiyacınız olacaktır.

Gör:Roma aşk çeşmesini gör.
Gez: Gondolla Venedik’i gez.
Eğlen: Venedik karnavalında eğlen.
Satın al:Venedik tarzı cam eşyalar satın al.
Tadına bak: Ünlü İtalyan şaraplarının tadına bak.

Hayran kal: Pizza Kulesine hayran kal.tamamlanmıştır. Yapı hala mükemmelliğini korumaktadır.

FRANSA

PARİS

Eiffel Kulesi: Paris’in hatta Fransa’nın sembolü olan meşhur Eiffel Kulesi her gün milyonlarca turistin akınına uğruyor. Eiffel’in en tepesine çıkıp da muazzam Paris görüntüsünü seyrettiğinizde “iyi ki gelmişim” diyeceksiniz.

(Louvre Müzesi): Eğer müzelere resimlere heykellere meraklıysanız, dünyaca ünlü bu müzeyi görmeden Fransa’yı gördüm demeniz biraz yanlış olur. Bu müzeyi görmek için içinizde özel bir müze aşkı olmasına da gerek yok! sadece “Mona Lisa burada sergileniyor” desek, sanırım bu müzeyi ziyaret etmek için oldukça büyük bir neden…

Seine Nehri: Paris’i birde gece ışıl ışılken ve nehirde hoş bir akşam gezisi sırası görme fikri hoş değil mi? Bunun gerçekten sizi büyüleyeceğini düşünen Fransızlar bu imkanı size sunmuşken neden bunu değerlendirmeyesiniz ki?

“Champs Elyees” (Şanzelize): Bu ismi duymuş olma ihtimaliniz çok yüksek ama bu caddeyi kendi gözlerinizle görmek ve İstanbul’da Şanzelize benzetmesi yapılan bir çok semtle arasında ki farkı fark etmek hiç de zor olmasa gerek! Alışveriş, moda, kafeler restoranlar bu sokakta toplanmış adeta sizi keyif yapmaya çağırıyor.

BORDEAUX

Şarap, şarap ve şarap… Dünyanın en büyük ve en eski şarapları bu bölgede üretilir. Özellikle Fransızlar kırmızı şarap konusunda çok iddialıdırlar. Şarap üretimi konusunda çok elverişli bir iklime sahip olan bölgede bulunan şarap fabrikalarını gezme fırsatını sakın kaçırmayın!

Paris’e 579 kilometre uzaklıkta olan bu şehrin, bir diğer özelliği de futbol tutkunlarını ilgilendirecek türden. Birçok futbol maçlarının bu şehirde oynanıyor. Bu statları maç kargaşası olmadan görmekte size ayrı bir keyif verecektir

MARSEİLLE

Bordeaux ve Lyon gibi bir futbol şehri olan Marseille de futbol tutkunları için gezmeye doyum olmayan şehirler arasında.

STRASBOURG

Tarihi geçmişi ile ilgi odağı olan şehrin en önemli özelliklerinden birside; Avrupa’nın en önemli kaplıcalarından biri olan “Baden-Baden” kaplıcalarının bu şehirde olmasıdır. Ayrıca aralık ayında Starsbourg’da kurulan Noel Pazarı’da dünyanın 4 bir yanından turistleri buraya çekmektedir. Noel zamanı, meydana büyük bir Noel ağacı dikilir ve her yer ışıl ışıl bir şölen havası içindedir. Son bir ayrıntı olarak; Strasbourg’a gelmişken buraya özel olan beyaz (bianco) şaraplarının tadına bakmadan asla dönmeyin, pişman olabilirsiniz!

En iyi aşçıların Fransız olması ve en iyi restoranların Fransa’da bulunması, bu ülkede ne kadar keyifli yemekler yiyeceğiniz bir göstergesidir. Fransa da keyifle ve zevkle kurulan masalarda, bir yandan şarabınızı yudumlarken,bir yandan da bulunduğunuz şehrin manzarasını seyre dalmak sizi büyülemeye yetecektir. Fransa’nın, özenle hazırlanan masalar dışında, bütün dünyaya yayılan bir mutfak kültürü vardır. Yemeklerinde genellikle et veya et suyu kullanılır. Özel peynirlerini de birçok yemeğin içine katarak farklı tatlar ortaya çıkarmayı başarmışlardır.

NE ALSAK?

Modanın merkezi sayılan ülkelerden bir tanesi Fransa’dır. Lacoste, Hermes, Louis Vuitton ve erkeklerin gözde markası olan Daniel Hechter gömlekleri, takım elbiseleri henüz Türkiye ye gelmeden önce yeni kreasyonlarını Fransa’da bulabilir ve satın alabilirsiniz. Alışveriş konusunda ufak bir hatırlatma; Fransa’ya giderken yanınızda eğer Fransız markasının taklit bir kıyafet ya da eşyası bulunursa gümrükte çok ciddi problemlerle karşılaşabilirsiniz.

Fransa’da genel olarak gece hayatı çok eğlenceli ve yoğun geçmektedir. Barlar restoranlar, sokaklara taşan gece hayatı ile Avrupa’nın kalbi burada atıyor. Fransa’nın en ünlü şehri olan Paris’te Şanzelize başta olmak üzere bir çok ünlü caddesinde keyifli dakikalar geçirebileceğiniz mekanlar bulmanız mümkün.

Gör:Eiffel kulesinden Paris’i gör.
Gez: Fransa Müzelerini gez.
Eğlen: Moulin Rouge’da eğlen.
Satın al: Şarap satın al.
Hayran kal: Seine Nehri’nden görünen manzaraya hayran kal.
Tadına bak: Bordeaux da kırmızı, Strasbourg ta beyaz şarabın tadına bak

HOLLANDA

AMSTERDAM

Van Gogh Museum: Dünya’da Hollandalı ressam Van Gogh’un eserlerinin yer aldığı en büyük müzedir. Ulusal bir müzedir. Eserler, kronolojik olarak beş ayrı döneme ayrılmıştır: Netherlands, Paris, Arles, Saint-Remy ve Auvers-Sur-Oise. Müze, Amsterdam Museum Quarter denilen mevkide Rijksmuseum ve Stedelijk Müzesi arasında konumlanmıştır. Müzeye, Merkez İstasyonundan 2 ve 5 numaralı trenlerle gidebilirsiniz.

Rijks Museum: Hollanda’nın en büyük müzesidir. Ulusal müze anlamına gelir. Ülkenin en geniş koleksiyonlarını bünyesinde barındırır. Her yıl bir milyondan fazla kişi müzeyi ziyaret etmektedir. Müze haftanın her günü 9.00-18.00 saatleri arasında, Cuma günleri ise 22.00’a kadar açıktır.

Anne Frank House: Nazi işgali sırasında Amsterdam’da ailesiyle iki yıl boyunca birtavanarasında saklanan ve bu arada yazdığı günlüğün bulunmasıyla simge haline gelmiş, 16 yaşında toplama kampında hayatını kaybeden Anne Frank’ın evi, günümüzde müze haline getirilmiştir. Evin içi hala savaş dönemini yansıtmaktadır. Anne Frank’in günlüğünden örnekler, belgeler, fotoğraflar, film kareleri görmek mümkündür. Dünyanın dört bir yerinden gelen ziyaretçiler sayesinde müze her zaman doludur. Haftanın her günü saat 9.00 – 21.00 arası açık olan müze, sabah saatlerinde ve akşam saatlerine doğru çok daha sakindir.

Rembrandt House: Hollandalı ünlü ressam Rembrandt’ın 1639–1660 yılları arasında yaşadığı evi, 1906 yılında müze haline getirilmiş ve 1909 yılında halka açılmıştır. Evde çizimler, heykeller, tablolar görmek mümkün. Müzede ressamın eserleri dışında Hollanda’nın altın çağını yansıtan eşyalar da görebilirsiniz. Eski Amsterdam’ın merkezinde, Waterloo Meydanı’nda bulunan Rembrandt Evi, Dam Meydanı’ndan 15 dakikalık yürüme mesafesi uzaklıktadır. Müze, haftanın her günü saat 10.00 – 17.00 saatleri arasında gezilebilir.

Rembrandtplein: Amsterdam’ın ünlü meydanlarından biri olan Rembrandt Meydanı’na Dam’dan geçen 4,9 ve 14 numaralı tramvaylarla ulaşabilirsiniz. Araç trafiğine kapalı olan bu meydan çok canlı bir bölgedir. Ünlü Dutch ressam Rembrandt’ın heykelinin dikilmesiyle bu adı almış.

Waterloo Plein: Bölge, Napolyon’un son savaşı olan Waterloo Savaşı’ndan sonra bu adı almıştır. (1815)Bu meydanda, ünlü ve geniş bir bitpazarı bulunmaktadır ve oldukça fazla turist çekmektedir. Burada birçok ikinci el eşya bulmanız mümkündür. Amstel nehrine yakındır

Red Light District: Kırmızı Fener Sokağı olarak çevirebileceğimiz ve 17. yüzyılda Amsterdam’a gelen gemicilerin cinsel ihtiyaçlarının kontrol altında tutulması için hayat kadınlarının toplandığı bu bölge, günümüzde Amsterdam’ın en önemli turistik değerlerinden biri haline gelmiş durumdadır… Vitrinlerinde vücutlarını sergileyen hayat kadınları her ne kadar erkeklere hitap etse de burası turistik bir bölge haline geldiğinden, sokak boylu boyunca aileler tarafından da ziyaret edilmektedir. Bu bölgede bu çeşit dükkanların yanısıra, seks şovlarının olduğu gece kulüpleri de yer almaktadır.

Leidseplein: Amsterdam’ın en turistik ve kalabalık meydanıdır. Bu meydanda birçok kafe, lokanta ve coffeeshop vardır. Ayrıca etrafta sokak müzisyenleri görmeniz de mümkün. Leidseplein’e, İstanbul’un Beyoğlu’su demek doğru olur. Bu bölgede ünlü iki eğlence mekanı vardır: Melkweg ve Paradiso. Özellikle Paradiso, eski bir kilise binası olduğu için oldukça ilgi çekicidir. Bu iki mekanda da eğlenceli partiler, konserler ve benzeri aktiviteler gerçekleşir. Ayrıca gene bu meydandaki publarda Belçika ve Amsterdam biralarının yüzlerce çeşidini bulabilirsiniz.

Vondelpark: İsmini, ünlü şair Joost van der Vondel’den alan ve şehrin en büyük parkı olan Vondelpark, pek çok restoran ve kafeyi, oyun alanlarını ve bir film müzesini bünyesinde bulundurur. Ayrıca jogging ve bisiklet için idealdir. Önemli müzelere çok yakındır.

Dam Square: Şehrin en merkezi alanıdır. Etrafı mimari eserlerle çevrilidir. Koninklijk Sarayı, Nieuwe Kerk Kilisesi ve Madam Tussaud Müzesi bu alandadır. Yine tarihi bir bina olan Magna Plaza, şu an bir alışveriş.merkezi olarak hayatına devam ediyor, eskiden ise postahane imiş

ÇEK CUMHURİYETİ

PRAG

Prag Kalesi: Saat başı, girişinde gerçekleşen asker nöbet teslim törenini mutlaka izlemeniz gereken kale, pek çok parçaya sahip: Bir saray, bir katedral, iki müze, bir manastır, çeşitli konserler ve galeriler… Bu kale dünyanın en büyük antik kalesi olarak guiness rekorlar kitabına girmiştir. 570 metre uzunluğunda, 130 metregenişliğindedir. Zamanın Çek kralları, Kutsal Roma İmparatorları ve Çek Cumhuriyeti’nin başkanlarının bu kalede odaları varmış.

Başpiskoposluk Sarayı: 973’de kurulan ilk Prag piskoposluğu, 1344’de başpiskoposluk haline getirilmiş. Kalenin ana girişine gelindiğinde, solda kalan bu bina erken Rönesans döneminde yapılmış. Fakat daha sonra, barok ve rococo tarzda ilaveler eklenmiştir. Mozart’ın hayatı konulu filmin bir bölümü bu binada çekilmiştir.

St. Vitus KatedraliRoma Katolik katedrali olan bu yapı, Prag Kalesi’nin içinde konumlanmıştır. Gotik mimariyle inşa edilmiş olan katedral, çok heybetli. 920’de Wencesles tarafından yaptırılan basilikanın üzerine inşa edilmiş, 1344-1929 yılları arasında tamamlanmıştır. IV. Karl tarafından Petr Parler’e yaptırılmıştır. Katedralin ana girişi olan ve 1367’de tamamlanan güney bronz kapısının üzerinde İsa’nın ‘Last Judgement’ (Son Karar) mozaiği bulunur. 75 metrelik gotik çan kulesi, tepesine oturtulmuş barok kubbe ile tamamlanmıştır.

Charles Bridge: Vlatava nehrinin üstündeki köprülerden en önemlisi olan Charles köprüsü, 15. yüzyılda tamamlanmış. Köprü üzerinde sağlı sollu bir çok heykel var ve gerçekten ihtişamlı. Köprü araç trafiğine kapalı, bu yüzden rahatça gezilebiliyor. Köprü üzerinde ressamlar, hediyelik eşyacılar görmek mümkün.

Astronomik Saat Kulesi: 15. yüzyılda yapılmış bu muhteşem kulede, her saat başı çan çaldığında bir pencere açılıyor ve azizlerin kuklaları çıkıyor. Bu gerçekten de astronomik bir saat çünkü zamanın dışında dünya ve güneşin konumlarını da gösteriyor.

Yahudi Bölgesi: Avrupa’da korunmuş olarak kalan en eski sinagog buradadır, ayrıca İbranice saat kuleleri, eski yahudi evleri ve yahudi müzesi, görebileceğiniz yerler arasında.

Karlovy Vary: Prag’a yaklaşık bir buçuk saat uzaklığında bulunan şehir, Prag’a gelmişken mutlaka görülmesi gereken bir şehir. İsmi Almanca Karlsbad’dan geliyor, yani Kral’ın Banyosu. Burası doğal kaplıcalarıyla ünlüdür. Uluslar arası Karlovy Vary Film Festivali ile de adını duyurmuştur. Mustafa Kemal Atatürk te tedavi için bu şehre gelmiştir, kaldığı evin kapısında ismi yazmaktadır.

Kafka Müzesi: Ünlü Çek yazar Franz Kafka’nın hayatını anlatan, kronolojik olarak dizilmiş, üç boyutlu görseller, ahizeli anlatımlarla bezenmiş, Kafkaseverleri mutlu edebilecek bir müzedir. Sabah onda açılır, altıda kapanır. Müzenin etrafında güzel manzaralı lokantalar ve Kafka’yla ilgili hediyelik eşyalar alabileceğiniz küçük dükkanlar bulunmaktadır

Terezin18. yüzyılın sonlarında küçük bir kale koruma sistemi olarak inşa edilmiş. 1940 yılında Nazi işgali sırasında bu kale bir gestapo hapishanesine dönüşmüştür. II. Dünya Savaşı boyunca 32 bin mahkum buraya getirilmiş ve bu kale 8000 kadar kişinin mezarı olmuştur. Terezin Toplama Kampı, 1947 yılından itibaren, yaşanan felaketlerin anısına ziyarete açılmış ve utanç kampı olarak anılmaya başlanmıştır

Tyne Sarayı: Saat Kulesi’nin sağında kalan yapı 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Daha sonra dini merkezi kilise haline getirilmiştir. Franz Kafka’nın çocukluğunun bir bölümü burada geçmişti

MACARİSTAN

BUDAPEŞTE

Aquincum Museum: 2000 yıl önce inşa edilmiş bir binadır. Mozaikleri ve oymalarıyla meşhurdur. Pazartesi günleri hariç her gün 10–17 arası açıktır.

Vidampark: Budapeşte’nin en büyük eğlence parkıdır. Bu güzel lunaparkta özellikle Hullámvasút (dalga treni) isimli tren çok ilgi görmektedir. 1926 yılında yapılmıştır. Yedi trenden oluşur, her bir trende üç vagon vardır. Her tren en fazla 28 yolcu alır. Bu tarihi tren dışında Vidampark’ta korku tüneli gibi modern tren yolları ve çeşitli makine oyunları da bulabilirsiniz.

Magyar Állami Operahaz: Bu gösterişli yapı, Avrupa’nın en güzel opera binalarından biridir. 1200 kişilik kapasitesiyle oldukça ilgi çeker.

Gül baba Türbesi: Budin kuşatmasında ölen Bektaşi dervişi Cafer’in türbesidir. Budin Beylerbeyi Mehmet Paşa tarafından 16. yüzyılda inşa edilmiştir. 1 Mayıs-31 Ekim arası açıktır.

Állat-es Növenkert: Hayvanat ve botanik bahçesidir. Avrupa’nın üst düzey hayvanat bahçelerindendir. Yıl boyunca ziyaretçilere açıktır.

Gallert Tepesi: Tarihte Hıristiyanlığın yayılma çabaları esnasında Hıristiyanlığı kabul etmeyenler bu tepeden fıçılara konularak atılırmış. Saint Gerard’ın da bu tepeden atılması sonucu tepe bu ismi almış. 235 myüksekliğindedir. Şu an bu tepede barışı simgeleyen bir kadın heykeli var. Buradan tüm şehri izlemek mümkün…

Kahramanlar Meydanı: Budapeşte’nin kalbi diyebileceğimiz bir meydandır. Milli törenler düzenlenir. Sanat galerileri vardır. Meydanın göbeğinde yedi adet at, melek Cebrail ve Katolik haçı bulunan bir heykel yer almakta.Tuna nehrine 45 dakikalık yürüme mesafesindedir.

Vagi Utca: İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, Budapeşte’de de Vagi Utca odur diyebiliriz. Buluşma noktasıdır. Trafiğe kapalıdır. Kozmopolit bir havası vardır, etrafta keman çalan çalgıcılar görmeniz mümkündür. Dünyanın en eski pastanesi bu caddede yer alır. Gerbeaud isimli bu pastane, barok tarzda döşenmiş.

Mathias Kilisesi: UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alan bölgede konumlanan kilise, Macaristan’ın ikinci büyük kilisesidir. Girişin ücretli olduğu nadir kiliselerdendir. Kral Mathias bu kilisede iki kez evlendiği için kralın ismini almıştır. Bir rivayete göre Osmanlı padişahları kilisenin bir kısmının camii olarak kullanılmasını fetva etmişler, bir başka rivayete göre de Osmalnılar İstanbul Ayasofya’da olduğu gibi burada da freskleri kireçle sıvamışlar, böylelikle günümüze kadar gelebilmiş. Kilisenin hemen yanında inşa edilmiş olan Hilton Budapeşte Otelini de görebilirsiniz.

Margarita Adası: Tuna nehri üzerinde, iki yaka arasında bulunan bu ada, parklarıyla ünlüdür. Küçük ve güzel bir japon bahçesi, gene küçük bir hayvanat bahçesi bulunur.

Şehir Parkı (Varosliget/City Park) : Şehir merkezine yakın, büyük bir parktır. Parkın ana girişi Heroes Square adlı meydandandır. Bu meydan UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alan bir bölgedir. Bu parkta, tarihi bir lokanta olan Gundel Restaurant (palacsinta isimli tatlısı meşhurdur), Hayvanat ve Botanik Bahçesi, Büyük Belediye Sirki, Budapeşte Eğlence Parkı, Avrupa’nın en büyük şifalı havuzu olan Széchenyi, 1450 yılında inşasına başlanan ve Roman, Gotik, Rönesans, Barok mimari stilinin izlerini taşıyan, 100 yılı aşkın bir süredir av müzesi olarak kullanılan Vajdahunyad Kalesi, 930 metrekarelik alanıyla, 2500 kişilik bir eğlence mekanı olan ve konserler, sergiler, fuarlar, konferanslar düzenlenen Petöfi Hall, Avrupa’nın en eski ulaşım müzesi olan ve içinde eşsiz tarihi lokomotif ve vagonların bulunduğu Közlekedési Múzeum, uluslararası sanat eserlerine de yer verenGüzel Sanatlar Müzesi, 1895’te inşa edilmiş ve eklektik/neoklasik stilde mimariye sahip olan, hem Macar sanatına hem de klasik sanat eserlerine yer veren, temalı sergiler düzenleyen  Sanat Sarayı, bu parkın içine konumlanmıştır.

İSPANYA

MADRİD

Başkent Madrid size tam anlamıyla görsel bir şölen yaşatacak olan bir şehirdir. Yapıları, müzeleri, katedralleri ile her zaman ilgi odağı olan bir şehridir.

Almudena Katedrali: Neogotik tarzda inşa edilen bu kilise, şehrin kurucusuna adanmış dinsel bir yapıdır.

Prado Museum: 18. yüzyılda yapılmış olan bu müzede, 7000 adet eser sergilenmektedir.

Palacio Real: 1734’de inşa edilen bu yapı, İspanyol krallarının konutu olarak kullanıldı. En önemli özelliği ise el yazması ve antika kitaplardan oluşan bir kütüphaneye sahip olmasıdır.

Plaza de Cibeles: Tanrıça Kibele’ye adanmış olan bu meydanın ortasında çok güzel bir çeşme yer alıyor.

Plaza de la Indipendencia: 0rijinal duvarları ile bugüne kadar kalan iki kapıdan biridir. Savaşçı meleklerle süslü kemeri, Madrid’in simgelerinden biri olmuştur.

Puerta del Sol: Madridlilerin buluşma merkezi sayılan bu yerde ayrıca, Osoy el Madrono’nun heykeli bulunuyor.

Askeri Müze, Boğa Güreşi Müzesi, Cason del Buen Retiro, Belediye Müzesi gibi müzeleri görülmeye değer diğer yapılar arasında yer alıyor.

Prado Ulusal Müzesi: Dünyanın en zengin sanat yapıtları koleksiyonuna sahip bu müze, 3.000’i aşkın yapıtı içinde barındırıyor.

Picasso Müzesi: 1881 yılında Malaga’da doğan Picasso 1985-1900 yıllarında Barselona’da yaşamıştır. 2.500 den fazla eseri ulusal müzede, sergilenmektedir.

BARSELONA

Tarihi binaları, geometrik şekillere sahip olan yapıları ve heykelleri ile Barselona, Avrupa kentlerinden ayıran bir çok özelliğe sahiptir. Picasso, Miro, Dali ve Gaudi gibi sanatçıların yıllarca burada yaşamış olması ve yaratıcılıklarını burada ortaya koymaları sonucunda, ortaya böyle bir sanat merkezi çıkmıştır.

Ama Barselona’yı bu ihtişama kavuşturan Dali ya da Picasso değildir. Kent tüm güzelliğini ünlü mimar Antoni Gaudi’ye borçludur. Passeig de Gracia Caddesinin aşağısında bulunan La Pedrera apartmanı ve Avrupa’nın en güzel parklarından olan “Güell Parkı” ve “Casa Battlo” binası Barselona’da ki güzelliklerden sadece birkaçıdır.

Katedraller arasında en ünlü olanı ise; şarkılara konu olan La Sagrada Familia (Kutsal Aile) Katedralidir.

Las Ramblas sokağı: Limandan sadece bir kilometre uzakta bu sokak için Barselona’nın kalbi denebilir. Bir çok müze, alışveriş mekanı, kafeler, restoranlar yani kısaca hem yeni yerler keşfedebileceğiniz, hem alışveriş yapabileceğiniz, hem de bir kahve molası verebileceğiniz çok güzel bir yer.

Barselona Limanı: Bu limana binlerce geminin uğraması nedeni ile dünyaya açılan bir köprü gibi düşünülür. Dünyaya açılan bu köprünün hemen yanında bulunan, Christopher Columbus Heykeli’de tüm ihtişamı ile sizi beklemektedir.

SEVİLLA

Sevilla şehrinin en önemli özelliklerinde bir tanesi bu şehrin tam anlamıyla bir eğlence şehri olmasıdır. Gualdaquiviri nehri üzerinde kurulan köprüyü geçince Çingene mahallesine ulaşılıyor. Bu mahallede eğlence sokaklarda yaşanıyor. Gece hava kararmaya başladığında insanlar sokaklara çıkıp dans etmeye başlıyor. Burada gece hayatı oldukça hızlı, eğlenceli ve doğal olması nedeni ile İspanya’ya gelen ziyaretçilerin ilgisini çeken şehirlerden bir tanesidir.

Flamenko: İspanya’nın yöresel dansı; popüler halk müziği ile çingene ezgilerinin birleşmesinden ortaya çıkan bir müzik, güzel çingene kızlarının hoş kostümleri içinde ayaklarını hafifçe yere vurarak ve el hareketleriyle ortamı ısıtarak yaptıkları bir dans…

Boğa güreşi: M.S 16. yüzyılda Roma İmparatorluğunda başlamıştır. İnanışlara göre matador, öldürdüğü boğanın kanı ile güçlenip, yeniden doğacağına inanılırdı. Şu anda böyle bir inanıştan ziyade, daha çok turistlerin eğlencesi ve kültürel bir faaliyet gibi gözükse de bir eğlence uğruna hayvanların öldürülüyor olması da ayrı bir konu tabii ki! Kırmızı pelerini ile matadorların şovlarını görmek ve çiçek atmak isterseniz. Madrid’de boğa güreşleri “Las Ventas” arenasında yapılıyor. Bir kaç hafta önceden bilet almanız da yarar var!
İspanya’nın yemek kültürü Türk mutfağına çok benzemektedir. Tek fark, İspanyol’ların fazla yemek yemeye düşkün olmalarıdır. Günde iki defa kahvaltı yapan İspanyollar, akşam yemeklerini ise saat 23:00 civarında yemeği tercih ediyorlar. Uykusuz gecelerin kenti, yakıştırmasını sonuna kadar savunmak için olsa gerek.

İspanyol yemekleri arasında en meşhurları;
Paella; safranlı pilav ve/veya deniz mahsulleri, tavuk, sebze ve etle yapılan bir yemektir.
Tortilla; bir tür omlet. Genellikle patates ve yumurta ile yapılır.
Tapas; sıcak veya soğuk mezelerden oluşan aperatif yiyeceklere verilen addır.
Flan; muhallebiye benzeyen fakat daha koyu bir kıvamında olan bir tür tatlı.
Rioja; İspanya’nın en meşhur kırmızı şarabı.
Zarzuela; balık, midye ve karideslerden oluşan bir yemektir.

NE ALSAK?

İspanyada alışveriş için söylenmesi gereken ilk şey, hiçte yabancı olmadığımız ünlü markaların İspanya kökenli olmasıdır. Zara ve Burberry gibi markalarının ürünleri İspanya’da üretildiği için Avrupa’nın birçok yerine göre daha uygun fiyata bulabilirsiniz. Avrupa’nın en büyük alışveriş zinciri olan “El Corte Ingles” mağazalarından alışveriş yapabilirsiniz. Madrid’de 500 yıllık bir geçmişi olan en ünlü alışveriş merkezi “El Rastro” ise antik eşyalardan giyeceğe, kitaptan cd’ye aklınıza gelen her şeyi bulabileceğiniz bir yerdir. Mayorkad’da ise dünyaca ünlü “majorika incilerinin” imal edildiği fabrika bulunmaktadır. Ayrıca geleneksel matador giysileri ve flemenko dansçılarının kostümleri size İspanya’yı hatırlatacak ve sevdikleriniz hoşuna gidecek çok güzel birer armağan olacaktır.

İspanya’da gece hayatı çok eğlenceli geçer. Sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenebileceğiniz gece kulüplerinde her tarzdan müziği duyabilirsiniz. Ama İspanyol müzikleri daha yoğunluktadır. Flemenko gibi bir dans kültürleri olunca bu kültüre çok iyi sahip çıkmaya çalışan İspanyollar bar ve gece kulüplerinde de müziklerini yaşatıyorlar. Bazı gece kulüpleri özel gecelerde Flemenko danslarından oluşan şovlar düzenleyerek hem kulağa hem de göze hitap etmeyi başarıyorlar.

Gör: Madrid de bulunan müzeleri gör.
Gez: Barselona Las Ramblas Sokağı’nı gez.
Eğlen: Boğa güreşlerini seyrederken eğlen.
Satın al: Matador kostümü satın al.
Hayran kal: Flemenko yapan genç kızlara hayran kal.

İNGİLTERE

LONDRA

İngiltere’nin başkenti; 7,5 milyon yaşayanıyla geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı başarmış bir metropoldür. 18. ve 19. yüzyılın politik ve ekonomik açıdan dünyadaki en etkili şehri, tarihi ve eğlenceyi bir arada yaşatmak için sizi bekliyor.

Londra Kulesi: Tüm dünyada en iyi korunmuş tarihi binalardan sayılan bu yapı temellerinin atıldığı 900 sene öncesinden beri şato, kale, hapishane ve saray olarak kullanılmış; sonunda bir müze haline getirilmiştir.

Buckhingam Sarayı: İngiliz Askerlerin saray kapısında nöbet değiştirişini seyredebilir ve kraliçe uyandığında 7 kişinin ona bakmakla görevli olduğu bu muhteşem yapıya şaşkınlıkla bakabilirsiniz.

Westminister Sarayı: Ünlü saat kulesi Big Ben’in de bir parçası olduğu, Parlamento olarak da bilinen bu saray görülmeye değer yapılardan.

MANCHESTER

Şehrin akla ilk getirdiği fabrikalar, gökyüzünü kaplayan duman ve Endüstri Devrimi’ne öncülük etmiş olduğudur. Fakat bu kent bunlardan çok daha fazlasına sahip. 1960’larda kuruluş aşamasını yaşayan The Bee Gees grubuna ev sahipliği yapması önemli bir özelliğidir.
Futbol tutkunları için dünyaca ünlü takım Manchester United’ın Old Trafford Stadı’nı görmek, o büyülü spor atmosferini yerinde yaşamak için ideal bir seçenektir.

BİRMİNGHAM

Ülkenin Londra’dan sonra 2. büyük şehridir. Çok dinamik ve hareketli bu şehirde sakın monoton bir tatil beklemeyin!! Gece hayatı, aktiviteler, alışveriş ve dünya standartlarında bir kültür sahnesi sunuyor size. Batı Londra’dan sonra İngiltere’nin en iyi alışveriş bölgesi seçildi ve senede 22 milyon konuk ağırlıyor.
Çevrenize baktığınızda yaklaşık 60 km uzunluğa ulaşan kanallar, Endüstri Devrimi’nde şehrin ana damarını oluşturmuş ama artık sadece zevk için kullanılıyor. Bu kanalların uzunluğu Venedik’ten bile fazla! Jewellery Bölgesi’nde 100den fazla kuyumcuyu bir arada bulabilirsiniz!

LİVERPOOL

Ünlü müzik grubu the Beatles’ın doğum yeridir. Bu da şehrin turizm gelirlerini arttırıcı çok önemli bir özelliğidir. 2007 yılında 800. yaş gününü kutlayacak olan bu şehir, 2008 yılı için Avrupa Kültür Başkenti seçildi.

İki büyük katedralin gölgesini şehrin üstünde görebilirsiniz; Anglikan Katedrali – Britanya’nın en büyük katedrali ve Roman Katolik Katedrali. “Üç Zerafetler” olarak bilinen Liver Binası, Cunard Binası ve Liverpool Liman Binası tün dünyanın en güzel rıhtım manzaralarından birini oluşturuyor – ki yeni projelerle 4. bina da bu üçlüye eklenebilir. Japon sanatçı Taro Chiezo’nun modern eseri SuperLambBanana – yarı muz, yarı kuzu bir heykel – kentte simgeledikleriyle bir tartışma konusu ve görülmeye değer.

LEEDS

Şehrin yoğun öğrenci nüfusu, gece hayatının canlanmasının başlıca nedeni sayılıyor. Heykel severler için Henry Moore Enstitüsü ve Şehir Sanat Galerisi ilgi çekici olabilir. Victoria Bölgesi’nde alışveriş yapıp mola verip bir şeyler atıştırmak, Roundhay Parkı’nda bir göl turu yapmak önerebileceğimiz diğer seçeneklerdir.

NOTTHINGHAM

Robin Hood efsanesinin doğduğu ve ölümsüzleştiği bir Rönesans kentidir. Ünlü Sherwood Ormanları kahramanının ayrı bir gizem kattığı bu şehrin bir diğer özelliği de canlı gece hayatıdır. Şehre bakışın en geniş açılarla yakalanabileceği Notthingham Kalesi ve geçmişte mahkumların hapsedildiği, idamlara ev sahipliği yapmış Adalet Galerisi ziyaret edilmesi gereken diğer yapılardan sayılabilir.

İngiltere mutfağından yöresel tatlar size çok çekici gelebilir. İngiltere’ye özel biralardan ve şaraplardan bir yudum almak, değişik peynirlerinden birkaç tane seçip tadabilmek, bir “pub”a (İngilizlere özgü meyhane türü yerler) uğrayıp gevrek ekmek üstüne peynirli ve turşulu ‘Ploughman’ yemek size eminiz ki büyük zevk verecektir. Yöresel yemeklerin dışında tüm dünya mutfağından tatları da burada rahatlıkla bulabilirsiniz.

Yedinci Bedford Düşesi Anna’nın 1840lı yıllarda başlattığı İngiltere’nin ünlü “5 çayı” geleneğinin anayurdunda; yanında pastalar, kekler, küçük kurabiyelerle tadını çıkartmak çok büyük bir zevk olacaktır. Restoranlarda hesapla beraber garsonlara bahşiş bırakılması –İngilizler her ne kadar bu konuda cimri davransa da – bir gelenek haline gelmiştir.

NE ALSAK?

Özellikle Londra alışverişi tutku haline getiren bir şehirdir. Ucuz olmamasına karşı ünlü alışveriş caddeleri her gün dolup taşıyor. Bu caddelerden en önemlileri Oxford, Bond, Regent, ve Knightsbridge Caddeleridir. Bunun dışında da diğer şehirlerde ihtiyaçlarınızı bulabileceğiniz birçok alışveriş imkanına sahipsiniz.
Alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken bir nokta: Alışveriş yaptıktan sonra parayı mutlaka kasiyerin eline verin, tezgahın üstüne bırakmak saygısızlık olarak görülür.

İngiltere’de Türkiye’de alışık olmadığımız kadar monoton bir gece hayatı vardır. Genelde gece çıkmak isterseniz Londra dışındaki şehirlerde ‘pub’ların 23:00’de kapanıyor olmasına dikkat etmelisiniz. Bu pub’larda, tanımadığınız insanlarla iş çıkışı 1-2 saatliğine sohbet edip değişik bir gece geçirebilirsiniz. Saat 02:00’a kadar açık olan disko tarzı yerler daha gürültülü ortamlardan hoşlanan ziyaretçilere tavsiye edebileceğimiz bir diğer eğlencedir. Kültürel aktiviteleri tercih edenler için yıllardır sahnelenen Sefiller ve Operadaki Hayalet gibi çeşitli müzikaller sizleri tiyatrolara çekebilir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, sinema da önerebileceğimiz bir diğer seçenektir..

Uğra: Londra’nın dünyaca ünlü Harrods mağazası.
Yürü: Londra’da, Hyde Park’ta yürü.
Eğlen: İş çıkışı İngilizler’le birlikte “pub”larda eğlen.
Unutma: Yanına şemsiye ve yağmurluk almayı unutma.
Fark et: İngilizce’nin 400’den fazla aksanı olduğunu fark et.
Dikkat et: Trafiğin soldan aktığını unutma.

Soru sor

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

captcha

Please enter the CAPTCHA text